top of page
Ara

Kyoto Protokolü ve İklimin Değişen Dengesi: Küresel Geleceği Şekillendiren Anlaşma

Yazar: Mehmet Zana Günay


Dünya, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olan Kyoto Protokolü'nün hayata geçirilmesiyle sarsıldı. Bu anlaşma, ilk defa 1997 yılında Japonya'nın Kyoto şehrinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi tarafından kabul edildi (United Nations Climate Change, 2018). İlk olarak, bu anlaşmanın öncesindeki benzer girişimlere ve detaylarına göz atalım.


Öncesindeki Girişimler


Kyoto Protokolü’nün öncesinde küresel iklim değişikliği ile ilgili yapılan çalışmalar ve çabalar mevcuttu. İklim değişikliği problemine dair ilk, önemli uluslararası çabalardan biri, 1979 yılında gerçekleştirilen Dünya İklim Konferansı’dır. Bu konferans Cenevre’de düzenlendi ve küresel ısınma sorunun resmi bir platformda ele alındığı ilk yer olarak kayıtlara geçti (IUC United Nations Environment Programme, 2000). Lakin bu konferansta konu genel olarak incelenmişti ve somut adımlar atılmamıştı. 

Dünya İklim Konferansı'ndan sonra, 1988 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ile Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından ortaklaşa kurulan İklim Değişikliği Bilim Danışma Grubu (Intergovernmental Panel on Climate Change - IPCC) kuruldu. IPCC, iklim değişikliği konusundaki bilimsel araştırmaları değerlendiren ve politika yapıcılara yönelik raporlar sunan bir organ olarak faaliyet gösterdi. IPCC'nin çalışmaları, Kyoto Protokolü'nün temelini oluşturan bilimsel temellerin oluşturulmasında önemli bir rol oynadı (Climate Change Synthesis Report, 2007).

1980'lerin sonlarına doğru, iklim değişikliği sorununa yönelik bilinç ve endişe arttıkça, uluslararası toplumda bu soruna karşı daha etkili bir çözüm bulma çabaları da arttı. İklim değişikliği konusundaki farkındalığı artırmak ve çözüm arayışlarına ivme kazandırmak amacıyla bir dizi küresel toplantı ve konferans düzenlendi ancak  Kyoto Protokolü'nün doğrudan öncesi olarak kabul edilen en önemli girişim, 1992'de Rio de Janeiro'da düzenlenen Dünya Zirvesi'dir. Bu zirve, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ni (UNFCCC) kabul etti (UN Framework Convention on Climate Change, 1992). Bu çerçeve sözleşmesi, iklim değişikliğiyle mücadelede genel bir çerçeve sunarak, sera gazı emisyonlarını azaltma ve adaptasyon çabalarını destekleme amacını taşıdı. 

Dolayısıyla, Kyoto Protokolü'nün öncesindeki çalışmalar genellikle iklim değişikliği sorununun farkındalığını artırmaya ve bilimsel temellerini oluşturmaya yönelik çalışmalardı. Bu çabalar, Kyoto Protokolü'nün oluşturulmasında ve kabul edilmesinde önemli bir faktör oldu.

Kyoto Protokolü'nün Amaçları


Sera Gazı Emisyonlarını Azaltma Hedefleri:

Kyoto Protokolü, endüstriyel ülkeleri belli başlı sera gazlarının –CO2, CH4, SF6 vb.– emisyonlarını azaltmaya zorlayarak küresel sera gazı emisyonlarını kontrol etmeye çalıştı. Sera gazlarını azaltmayı amaçlayan bu hedefler, protokolün dönemlerine göre değişiklik gösteriyordu fakat genel hedefi ülkelerin belirli bir yıl içerisindeki sera gazı emisyonlarını %5 oranında azaltmaktı (UNFCCC Kyoto Protocol Reference Manual, 2008).


Başlıca Sera Gazlarına Odaklanma

Protokol, küresel ısınmanın oluşumunda en çok etkili olan 5 başlıca sera gazı üzerinde durdu. Bu gazlar şunlardır: karbondioksit (CO2), azot oksit (NOx), metan (CH4), sülfür hekzaflorür (SF6) ve hidroflorokarbonlar (HFCs). Bu gazlara kotalar getirilerek emisyonlarının kontrol altına alınması hedeflendi (UNFCCC Kyoto Protocol Reference Manual, 2008).


Temiz Enerjiye Teşvik ve Sürdürülebilir Kalkınma

Protokol, sürdürülebilir kalkınma ve temiz enerji teknolojilerinin teşvik edilmesine odaklandı ve bu, delege ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma hedeflerine ulaşmak için yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi temiz enerji kaynaklarının kullanılması yönünde teşvik etti (United Nations Climate Change, 2018).


Gelişmekte Olan Ülkelerin Katkıları 

Protokol, gelişmiş endüstriyel ülkelerin yanı sıra gelişmekte olan ülkelerin de küresel çaba içinde yer almasını öngördü. Ancak, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik sıkıntılarını dikkate alarak, onlar için esneklik ve destek mekanizmalarını içerdi.


Uluslararası İşbirliği ve Sorumluluk Paylaşımı 

Kyoto Protokolü’nün amaçlarından biri de uluslararası işbirliği ve sorumluluk anlayışını teşvik etmekti. Her bir delege ülke, kendi emisyon azaltma hedeflerini belirlemenin yanında, genel olarak küresel ısınma sorununa ortak bir çözüm bulunması için birlikte çalışmaya teşvik edildi.


Geçerliliği ve Yerini Alan Anlaşmalar

Kyoto Protokolü, küresel iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir dönem olan 2005-2012 kapsayan 1. taahhüt dönemini içermekteydi. Protokol, 1997 yılında Japonya'nın Kyoto şehrinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) üçüncü Taraflar Konferansı'nda kabul edildi. Bu anlaşma, endüstriyel ülkeleri sera gazı emisyonlarını belirli bir hedefe ulaştırmaya zorlayarak küresel ısınmayla mücadeleyi amaçlıyordu (T.C. Dışişleri Bakanlığı, Kyoto Protokolü, 2022). 

Kyoto Protokolü, katılımcı ülkelerden (özellikle endüstriyel ülkelerden) belirli emisyon azaltma taahhütleri alarak, emisyon azaltma çabalarını teşvik etmeye çalıştı. Protokol, karbondioksit (CO2), metan (CH4), azot oksit (NOx), sülfür hekzaflorür (SF6) ve hidroflorokarbonlar (HFCs) gibi başlıca sera gazları için belirli kotalar ve azaltma hedefleri belirledi (UNFCCC Kyoto Protocol Reference Manual, 2008).

Fakat Kyoto Protokolü'nün uygulanması sırasında bir dizi zorluk ortaya çıktı. Özellikle, ABD gibi büyük emisyon üreten ülkelerin Protokolü kabul etmeyi reddetmeleri, Protokolün etkinliğini sınırlayan önemli bir faktördü. Bu ülkeler, kendi ekonomik çıkarları ve diğer ülkelerin benzer taahhütlerde bulunmamasını gerekçe göstererek Protokole taraf olmadılar veya taahhütlerini yerine getirme sürecine dahil olmadılar.

Kyoto Protokolü, 2012'de sona erdi ve yerini daha kapsamlı bir çerçeve olan Paris Anlaşması aldı. Paris Anlaşması, 2015'te kabul edildi ve küresel sera gazı emisyonlarını kontrol etmeye yönelik daha geniş ve katılımcı bir çerçeve sundu. Paris Anlaşması, tüm ülkelerin, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin de dahil olduğu, kendi ulusal belirledikleri katkılarını (Nationally Determined Contributions - NDCs) sunmalarını ve düzenli olarak revize etmelerini öngörmektedir (Cogswell, N. vd., 2023). Bu, Kyoto Protokolü'nden farklı olarak, tüm dünya ülkelerini kapsayan bir anlaşma olarak küresel çapta daha geniş bir işbirliği ve sorumluluk paylaşımını hedeflemektedir. Paris Anlaşması, Kyoto Protokolü'nün zorluklarına çözüm olarak ortaya çıkmış ve küresel iklim çabalarının evrimine katkıda bulunmuştur.


Önemi ve Avantajları


Uluslararası İşbirliğini Teşvik Edici Küresel Çerçeve

Kyoto Protokolü, küresel iklim değişikliği sorununa karşı uluslararası işbirliği sağlayan önemli bir çerçeve oluşturdu. Bu anlaşma ile birlikte, ülkeler iklim değişikliğiyle mücadelede birbirlerine karşı sorumluluk taşıdılar ve ortak bir hedefe yönelik çaba sarf etme kararı aldılar.


Sera Gazı Emisyonlarını Azaltma Hedefleri

Protokol, özellikle endüstriyel ülkeleri belirli bir dönemde sera gazı emisyonlarını belirli bir yüzde oranında azaltma taahhütleri konusunda zorladı. Bu hedefler, özellikle karbondioksit, metan, azot oksit ve diğer önemli sera gazlarının kontrol altına alınmasına yönelik somut adımlar atılmasını sağlamıştır.


Temiz Enerji ve Teknolojik Gelişime Odaklanma

Kyoto Protokolü, sürdürülebilir kalkınma ve temiz enerji teknolojilerinin geliştirilmesine odaklanarak, iklim değişikliği ile mücadelede çözümler aranmasını teşvik etti. Bu, yeşil enerji kaynaklarına ve enerji verimliliğine yapılan yatırımları destekleyerek, daha sürdürülebilir bir enerji geleceği için temel atmıştır.


Adaptasyon ve Zarar Azaltma Çabalarına Destek

Protokol, sadece emisyon azaltma değil, aynı zamanda iklim değişikliğiyle adapte olma ve olası zararları azaltma konularında da ülkeleri desteklemeyi amaçladı. Bu, iklim değişikliğinin etkilerine karşı direnci artırmak adına önlemlerin alınmasını öngören bir yaklaşım içermektedir.


Ulusal Hesap Verebilirlik ve Raporlama

Kyoto Protokolü, katılımcı ülkeleri kendi emisyon azaltma taahhütlerini yerine getirme konusunda hesap verebilir olmaya teşvik etti. Ülkeler, belirli dönemlerde emisyonlarını rapor etmek ve taahhütlerine ne kadar uyduklarını göstermek zorunda kaldılar.


Dezavantajları ve Zorlukları


ABD’nin Katılımı Eksikliği

Protokol, dünya genelindeki sera gazı emisyonlarının büyük bir kısmını oluşturan ABD'nin katılımını sağlayamamıştır. ABD, Protokol'ü kabul etmeyi reddetmiş ve taahhütlerde bulunmamıştır. Bu, Protokol'ün küresel çapta etkili olmasını sınırlayan önemli bir eksikliktir.


Gelişmekte Olan Ülkelerin İsteksizliği

Protokol, özellikle gelişmekte olan ülkelerin emisyon azaltma taahhütlerini benimsemelerinde zorluklar yaşamıştır. Bu ülkeler, kendi ekonomik kalkınmalarını gözeterek ve endüstriyel ülkelerin geçmiş emisyonlarına odaklanarak taahhütler yapmaktan kaçınmışlardır.


Emisyon Ticareti ve Temiz Gelişme Mekanizmalarının Etkisizliği

Protokol, emisyon ticareti ve temiz gelişme mekanizmaları aracılığıyla emisyon azaltma çabalarını teşvik etmeye çalışsa da, bu mekanizmaların etkisi sınırlı olmuştur. Özellikle, bazı ülkelerin bu mekanizmaları kullanarak gerçek anlamda emisyon azaltma yerine manipülasyon yapmış olabilecekleri eleştirileri bulunmaktadır.


Esneklik Eksikliği ve Adaletsiz Dağılım

Protokolün uygulanmasında, ülkeler arasında adil bir yük paylaşımının sağlanamamış olması önemli bir dezavantajdır. Bazı ülkeler, kendi ekonomik ve sosyal koşulları göz önüne alınmaksızın benzer emisyon azaltma taahhütlerine zorlanmışlardır.


Katılımcı Ülkelerin Değişmesi ve Sıkça Değişen Hedefler

Protokol kapsamında belirlenen emisyon azaltma hedefleri zaman içinde değişmiş ve bu durum, katılımcı ülkelerin bu hedeflere olan bağlılıklarını sorgulamalarına neden olmuştur. Bu durum Protokole olan güveni sarsmış ve bazı ülkelerin çekilmesine yol açmıştır.


Teknolojik Zorluklar ve Mali Yetersizlik

Protokolün hedeflerine ulaşmak için gerekli olan bazı temiz enerji teknolojileri, bazı ülkeler için maliyetli veya teknik olarak zor olabilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin bu teknolojilere erişimlerini sağlamak için yeterli finansmanın olmaması da bir zorluk teşkil etmiştir.



Sonuç

Kyoto Protokolü, küresel iklim değişikliği ile mücadelede bir dönüm noktası olmuş, ancak uygulanması sırasında çeşitli zorluklarla karşılaşmıştır. ABD'nin katılım eksikliği, gelişmekte olan ülkelerin isteksizliği, emisyon ticareti ve temiz gelişme mekanizmalarının etkisizliği gibi faktörler, protokolün sınırlamalarını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, uluslararası işbirliğini teşvik etme, sera gazı emisyonlarını azaltma hedefleri belirleme, temiz enerjiye odaklanma ve adaptasyon çabalarını destekleme gibi avantajları da bulunmaktadır. Kyoto Protokolü, 2012'de sona ermiş ve yerini daha kapsamlı bir çerçeve olan Paris Anlaşması almıştır. Paris Anlaşması, tüm dünya ülkelerini kapsayan daha geniş bir işbirliği ve sorumluluk paylaşımını hedeflemektedir.


Kaynakça

United Nations Framework Convention on Climate Change. (1997). Kyoto Protocol (https://unfccc.int/kyoto_protocol),

Intergovernmental Panel on Climate Change. (2007). Climate Change 2007: Synthesis Report (https://www.ipcc.ch/site/assets/uploads/2018/02/ar4_syr_full_report.pdf),

World Resources Institute. (2021). The Paris Agreement and the Paris Rulebook (https://www.wri.org/paris-rulebook),

Union of Concerned Scientists. (2021). Kyoto Protocol to the United Nations Framework Convention on Climate Change (https://unfccc.int/process-and-meetings/what-is-the-united-nations-framework-convention-on-climate-change),

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. (2022). Kyoto Protokolü. (https://www.mfa.gov.tr/kyoto-protokolu.tr.mfa),

UNFCCC, Climate Change Information Kit. (1997). United Nations Environment Programme's Information Unit for Conventions (https://unfccc.int/cop3/fccc/climate/fact17.htm),

IPCC, About the IPCC. (2023). Intergovernmental Panel on Climate Change (https://www.ipcc.ch/about/),

United Nations Framework Convention on Climate Change (UNFCCC). (2008). Kyoto Protocol Reference Manual on Accounting of Emissions and Assigned Amounts. United Nations Environment Programme's Information Unit for Conventions (https://unfccc.int/sites/default/files/08_unfccc_kp_ref_manual.pdf)

18 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments