top of page
Ara

Bir Meta Olarak Paranın Ortaya Çıkışı: Deniz Kabuklarından Metal Paralara Yolculuk...

Güncelleme tarihi: 24 Kas 2022


Yazar: Pir Servan Tutşi



Paranın ilk ortaya çıkışı genelde Lidya'da madeni paranın icadına dayandırılır ve bunu, paranın bulunmasıyla elde edilen ekonomik avantajların bir analizi izler. Ancak paranın hikayesi, ilk madeni paraların çok daha öncesine, ekonomik işlevlerinin yanı sıra giderdiği sosyal, kültürel ve siyasi ihtiyaçlara dayanmaktadır.


Klasik ekonomik teoride para, takas sisteminin eksiklerini gidermek için ortaya çıkan ve ticari faaliyetlerde takasın yerini alan bir meta olarak gösterilmektedir. Takasın en büyük zorluğu, karşılıklı isteklerinin kesişmesi gerekliliğidir. Buğdayı olan bir çiftçi süt almak istiyorsa, sadece sütü olan bir çiftçi bulması yetmez. Bulduğu çiftçinin de buğday istemesi gerekir. Ne bu bilgiye hızlıca ulaşacak ne de ürünlerini uzun süreler saklayacak teknolojiye sahip olan insan toplumlarının ticari faaliyetlerin sıklığı ve çeşitliliği arttıkça, takasın eksikliklerinin farkına vararak parayı icat ettiği uzun süre boyunca popüler bir görüş oldu.


Fakat bu anlatı, takasın belli durumlarda paraya karşı sahip olduğu avantajları göz ardı etmekle beraber, tarihi gerçeklikle de çelişmekte. Takas, paranın icadından sonra güncelliğini yitirmediği gibi, tarih boyunca paranın üzerine düşen görevleri yapamadığı zamanlarda ticari bir araç olarak tekrar popüler hale gelmiştir. 1945 ve 1954 yılları arasında paranın kullanılmadığı 588 ticari anlaşma gerçekleşmiştir. 1946’da İngiltere’nin tahıl karşılığında SSCB'ye Rolls Royce Nene jet motorları satması, bunlardan sadece bir tanesidir. 1990 yılında ise SSCB, Pepsi'den votka ve savaş gemisi karşılığında kola satın aldı. O zamanın parasıyla 3 milyar dolar değerinde olan bu anlaşma, bize takasın yakın tarihte bile ne kadar büyük ölçülerde gerçekleştiğini gösteriyor.


Paranın takasa kıyasla avantajları bulunsa da takasın eksiklerinin parayı zorunlu kılmadığı ortada. Bu yüzden madeni paralardan önce kullanılan ilkel paraların kullanıldıkları toplumlarda hangi amaçlara hizmet ettiğini incelemek, bize paranın nasıl ve neden ortaya çıktığı hakkında daha doğru bir fikir verecektir.

Paranın Amacı Ne?

Öncelikle para ve ilkel para arasındaki farkı anlamamız gerekiyor. Bir metanın "para" olarak adlandırılabilmesi için üç temel özelliğe ihtiyacı var:

  1. değer ölçüsü ve hesap birimi olma,

  2. mübadele aracı olma,

  3. değer saklama aracı olma.

İlkel paralar bu özelliklerin bir kısmına kısmen veya tamamen sahip olup madeni para veya madeni paranın bir türevi (banknot gibi) olmayan metalardır.


Tambua: Para Olarak Kullanılan Balina Dişleri

Pek çok teknolojik buluş gibi ilkel paraların da ilk kullanılma amaçları ile sonradan üstlendikleri görevler farklıydı. Dini ritüellerde veya günlük hayatta süs eşyası olarak kullanılan nesneler zamanla para işlevi görmeye başladılar. Bu tür nesnelerin değeri üzerinde toplumun büyük çoğunluğunun uzlaşmasının sebebi ticari ve finansal ölçütler değil, kültürel ve sosyal değerlerdi. Fiji'de kullanılan tambua isimli balina dişleri, ilkel paraların en güzel örneklerinden. Günümüzde hala resmi seremonilerin önemli bir parçası olarak kullanılan tambua, dini seremonilerde ve süs eşyası olarak da önemli bir yere sahipti. Ticari kullanımları kültürel değerinin gölgesinde kalsa da tambua, zaman zaman paranın işlevlerini karşılamıştır. Fiji Adası'nın Britanya'nın bir parçası haline geldiği 1874 yılından sonra bile yerel valiler, kendilerine sterlin yerine tambua ile ödeme yapılmasını tercih etmiş, bu yolla prestijlerini gösterebileceklerini söylemişlerdir.


Deniz Kabukları da Para Olarak Kullanılabilir!

Süs eşyası olmakla birlikte, kolay sayılabilmeleri ve bozulmamaları ile taşınabilir, taklit edilememeleri ile de güvenilir para birimleri olan deniz kabukları da ilkel paralar arasında önemli bir yere sahipler. Batı Afrika'dan Okyanusya'ya, Kuzey Amerika'dan Çin'e kadar kabuk paralar, uzun bir zaman dilimi boyunca dünyanın pek çok yerinde alışveriş için kullanıldılar.


Madeni Para Çağı

Metallerin İlk Çağ insanının hayatında önemli bir yere sahip olmaya başlamasıyla, madeni paraların ilk temeli atılmış oldu. Doğada bol miktarda bulunan metaller, "süs eşyası" olarak gördükleri ilginin yanında, insanların metalurji yetenekleri geliştikçe daha fazla talep edilmeye ve pek çok farklı insan topluluğu tarafından kullanılmalarıyla ortak bir değer olmaya başladılar.


Metaller, aynı zamanda dayanaklı, kolayca taşınabilir ve bölünebilirlerdi. Metallerin bu özellikleri para olarak kullanımlarının önünü açtı. Özellikle Babil'de erken bir bankacılık sistemiyle beraber metallerin ödeme için kullanılması yaygınlaştı. İlk başlarda tahıl ürünlerinin tapınaklara getirilip kayda alınmasıyla başlayan bu sistem, zamanla diğer tarım ürünlerini ve gümüş ve altın gibi metalleri de kapsadı.

Tapınaklar, bu değerli madenlerin tutulması için güvenli yerlerdi ve müşteriler kil tabletlere yazılı olan makbuzları aracılığıyla mevduatın bir kısmını veya tamamını alabiliyorlardı. Bu mevduat aracılığıyla yapılan ödemeler giderek yaygınlaştı ve metallerin ticaretteki kullanım alanları oldukça genişlemiş oldu.


Çin'de Madeni Para Devrimi

Çin'deyse M.Ö. 1000 yılı civarlarında, Zhou Hanedanı döneminde önceden bahsettiğimiz bronz deniz kabuklarının yanında bronzdan kılıç, çapa ve kürekler de para olarak kullanıldı. Yaklaşık 300 yıl sonra, Lidya'dakinden tamamen bağımsız bir sürecin sonucunda ve Lidya'dakiyle neredeyse aynı zamanda Çin'de de ilk madeni paralar kullanılmaya başlandı. Lidya'dakilerin aksine bu madeni paralar, gümüş ve altın karışımı değil, daha değersiz olan bronzdan yapıldılar. Çin'deki sikkelerin karakteristiği olan ortalarındaki delikler de bunun sonucunda ortaya çıktı. Çünkü ödemelerde kullanılması gereken para adedi fazlaydı ve ortadaki deliklerden ip geçirilmesi aracılığıyla sikkeler daha rahat taşınıyordu.


Lidyalılar ve Modern Paranın İcadı

M.Ö. 7. yüzyıla gelindiğinde Lidya'da, günümüzdeki paraların atası olan madeni paralar kullanılmaya başlandı. Bundan sonra para, inanılmaz bir hızla yayılmaya başladı. İyonyalı şehir devletleri, ticari partnerleri olan Lidya’dan bu teknolojiyi almakta tereddüt etmediler. Onların aracılığıyla Ege'deki diğer Yunan şehir devletlerine, Yunanların kolonileşme hareketleri ve ticari seferleri sonucunda Akdeniz’in ve Karadeniz’in dört bir tarafına yayıldı.


MÖ. 5. yüzyılda Pers İmparatorluğu’nda satraplar, başa geçtikleri satraplıklarda kendi paralarını darp etmeye başlamış, Yunan şehir devletleri de para darp etmeyi bağımsızlıklarının simgesi olarak görmüşlerdi. MÖ. 450 yılında Atina, müttefiklerine Atina drahmisinin kullanımını dayatarak bu devletler üzerindeki nüfuzunu arttırdı ve Atina'yı Ege'deki ticaret ağlarının merkezine yerleştirdi. Atina drahmisinin kullanım alanı, Akdeniz ve Karadeniz havzasıyla da sınırlı kalmadı. MÖ. 500-485 yıllarından kalma Atina drahmisine Pakistan'ın Çarseda kentinin yakınlarında, üretildiği yerden 4000 kilometre uzaklıkta bile rastlandı. Siyasi gücün ve egemenliğin sembolü haline gelen para, bu özelliğini günümüzde de koruyor.

Sonuç

Ekonomi bilimi içinde disiplinler arası çalışma yaygın olsa da özellikle parasal politika konusunda disiplinler arası bir yaklaşımın ne kadar önemli olduğu ortadadır. Ortaya çıkarken geçirdiği süreçlerin de gösterdiği gibi para, ekonomik işlevlerinin ötesinde bir metadır. Paranın değerini, ticari ve finansal işlevlerini ne ölçüde karşıladığı kadar, parayı basan siyasi otoritenin gücü, paranın sosyal sınıfları nasıl şekillendirdiği ve parayı kullanan insanların onu nasıl algıladığı etkiler.

Enflasyonun tekrar canlandığı Dünya ekonomisinde ve Türkiye gibi para biriminin değerini korumakta zorlanan ülkelerde paraya dair daha kapsamlı bir anlayışa sahip olmak, gelecekteki politikalar için kritik bir öneme sahiptir. Parayı, can verdiği ekonomik faaliyetlerin yanı sıra, onu kullanan toplumun sosyal sınıflarını ve onu kullanan insanların algılarını da dikkate alarak kontrol etmek, parasal politikaların istenilen etkiyi yaratmasına yardımcı olacaktır.





73 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments